Kiralık Konak Romanının Analiz Formu

Kiralık Konak Romanının Analiz Formu,Kiralık Konak Romanının Ana Fikri,Kiralık Konak Romanının Özeti,Kiralık Konak Romanının Yazarı Kimdir

KİRALIK KONAK ROMANININ ANALİZ FORMU

ESER İNCELEME

A) 1-ESERİN ADI: KİRALIK KONAK

2-YAZARI: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
3-TÜRÜ: Roman
4-BASILDIĞI BASIM EVİ ve TARİH: İletişim Yayıncılık
25. baskı 2001, İstanbul
5-SAYFA SAYSI: 232 sayfa

B) 1-YAZARIN YAŞAM ÖYKÜSÜ:

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, 27 Mart 1889’da Kahire’de doğdu. Altı yaşında ailesiyle birlikte Manisa’ya yerleşir. Ortaöğretimini tamamladıktan sonra ailesiyle 1908 yılı başlarında Meşrutiyet’in hemen öncesinde İstanbul’a döner. 1911 yılında üç yıl okuduğu Hukuk Fakültesi’nden mezun olmadan ayrılır. İki yıl sonra edebiyat ve felsefe öğretmenliği yapmaya başlar.
Yakup Kadri 1916 yılında, yakalandığı tüberküloz hastalığının tedavisi için İsviçre’ye gider.1919 ‘da İsviçre’den döner. 1921 yılında Kurtuluş Savaşı’nın en zorlu günlerinde Ankara’ya çağrılır. Kurtuluş hareketini görmek ve liderleriyle görüşmek fırsatı bulması onun sosyal gerçekçiliğe geçişinde önemli bir etkendir. Sırayla Kiralık Konak, Nur Baba, Okun Ucundan, Kadınlık ve Kadınlarımız eserleri yayımlanır.
Yakup Kadri, 1923 yılında Leman Hanım’la evlenir. Aynı yıl Mardin milletvekili olarak TBMM ‘ye girer. 1932 yılında Yaban, 1934 yılında Ankara romanı yayımlanır. Manisa’da milletvekilliği yaptığı sıralarda 1974 ‘de ankara’da hayata gözlerini kapatır. Mezarı İstanbul’da, Beşiktaş’taki Yahya Efendi Mezarlığı’ndadır.
Yirminci yüzyılın ilk yarısında büyük bir üretkenlikle dergilere yazdığı şiir,öykü,makale ve eleştri türü yazılarla Türk edebiyatı sahnesine adımın atan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, romanları, hikayeleri, denemeleri, oyunları ve anılarıyla, en önemli edebiyatçılarımız arasında yer alır. Yakup Kadri’nin Fransız edebiyatı etkisinde başlayan yazarlığı, 1920’lerden sonra özgün bir sese kavuşarak siyasi ve sosyolojik konulara,tarihe,dönem çatışmalarına ve biray psikolojisi irdelemelerine yönelir.

ROMAN İNCELEMESİ

1-Romanın Adı: Kiralık Konak
2-Hangi tarihte yazılmış ve hangi tarihte yayımlanmıştır:
1920 yılında yazılmış ve yayımlanmıştır.
3-Yazarın kaçıncı romanıdır: Yazarın ilk romanıdır.
4-Romanın türü: Töre romanıdır. Töre romanlarda herşeyden önce toplumdaki gelenek, beğeni ve değerler ele alınır. Romandaki kişiler, kişilikleri, konuşmaları ve davranışlarıyla tanıtılır.
5-Romanın ana fikri:
Toplumuzda Batılılışma ile birlikte kuşaklar arasında meydana gelen düşünce,duygu ve dünya görüşü ayrılıklarını, toplumsal çözülüş kavramını temel alarak, bir konağın dağılışı etrafında anlatmasıdır.

6-DİLİ VE ANLATIM ÖZELLİKLERİ:

Romanın dilinde, konuşma bölümleri dışında çok sayıda yabancı sözcük ve tamlamalar kullanılmış. Konuşma bölümlerinde ve olaylar anlatılırken açıklık gösteren anlatım, betimlemelerle ve kişilerin ruhsal durumlarını belirten bölümlerde ise özentili ve etkili bir nitelik kazanıyor.

7- ÖZETİ VE KAHRAMANLARI:

KİRALIK KONAK
Konağın sahibi ve yaşça en büyüğü Naim Efendi, emekliye ayrılmıştır; temiz,titiz ,dürüst bir Tanzimat Efendisidir. İyi bir ev kadını olan eşi Nefise Hanımın ölümü üzerine konağın düzeni bozulmuş ve yozlaşmaya başlamıştı. Konağın yönetimi kızı Sekine Hanımın kocası Servet Bey’in alafranga isteklerine bırakılmıştır. Naim Bey’in ilk torunu Cemil, Beyoğlu eğlencelerinden ayrılmayan yirmi beş yaşında bir öğrenci, ikinci torunu Seniha ise tam olarak yeni asır gençlerine örnek, alaycı, tutumsuz, Avrupa delisi bir genç kızdır. Faik Bey adında konağı sık sık ziyarete gelen ,batılı salon genci, Seniha’nın yakın arkadaşlarındandır. Seniha’ya için için aşık olan genç Hakkı Celis ise Naim Efendi’nin kızkardeşinin torunudur. Şair ruhlu bir gençtir önceleri aşkın şiirlerde olduğunu zanneder, fakat daha sonra gerçeklerin farkına varır. Seniha ise onun aşkına karşılık bir aşk duymamış hatta onunla alay edmiştir.

Naim Efendi’nin eğlenceye düşkün torunları için konakta sık sık toplantılar, eğlenceler düzenlenirdi. Ayrıca Pazartesi günleri Seniha’nın çay günleri idi. Bu eğlencelerde Mürebbiyesi Madam Kronski vasıtasıyle Beyoğlu madam ve matmazelleri ve Cemil’in arkadaşlarından bazı genç adamlar ve tabiki Servet Bey’in çocuklarının ayrılmaz yoldaşı Faik Bey de bulunurdu.

Çok geçmeden Naim Efendi’nin babasından kalmış servetinin büyük bir bölümü elden çıktı. Naim Efendi olanlar karşısında sessiz ve çaresizdi. Torunlarının davranışlarına akıl erdiremiyor çoğu zaman kızı Sakine Hanımı uyarıyor, hallerini beğenmediğini dile getiriyordu. Ama bütün yaptıkları boşunaydı. Çünkü babaları Servet Bey onlara karışmıyor dedeleri Naim Bey karıştığında da kızıyordu.

Bir süre sonra Seniha çocukluğundan beri hayran olduğu Avrupa’ya ailesinden habersiz kaçar ve Faik Bey’i de peşinden sürükler. Servet Bey de sık sık tartışmaya başladığı Naim Efendi’den uzaklaşmak ve sıkıcı bulduğu konaktan kurtulmak için bir apartman dairesine yerleşir.

Naim Efendi ise gitmelerinden çok Seniha’dan bir haber alamamalarına üzülmekteydi. Davranışlarını beğenmediği halde onu kendine çok yakın bulurdu. Ama habersizce uzaklara gitmesine gücenmişti. Konak boşalıp para sıkıntısı artınca, hastalandı ve yanında tek dert ortağı Hakkı Celis kaldı. Hakkı Celis ’e de torunu Seniha’ya duyduğu yakınlığı duyardı.
Çok geçmeden -Naim Efendi hiç istemediği halde- konak için kiracı aranmaya başlandı. Ama konağın yangından çıkmış eski halini gören kimse istemiyordu. Naim Efendi de hastalığından ayağa kalkamaz hale gelmişti.

Sonunda Seniha birçok serüven geçirdiği ve hatta parasızlıktan süründüğü Avrupa’dan döndü. Her ikiside istediği halde, tartıştığı dedesini görmeye cesaret edemedi. Tek isteği Avrupalılar gibi yaşayıp zengin biriyle evlenmekti ,fakat bunu gerçekleştiremedi. İstanbul’da çok zengin birini buldu fakat o da bırakıp gitti.

Hakkı Celis ise aşkından hiç vazgeçmedi, etrafındaki insanlardan nefret etti ve asker olmaya ,harplere gitmeye karar verdi. Seniha Avrupa’dan döndüğü sıralarda şehit düştü. Seniha bir eğlence sırasında Hakkı Celis’in şehit düştüğünü öğrendi ama alay ettiği kendisine aşık olan genç için hiç üzülmedi…

8-Genel Yargı:
Romanda toplumumuzda batılılaşma ile birlikte kuşaklar arasında meydana gelen düşünce,duygu ve dünya görüşü ayrılıkları bir aile içinde çok akıcı bir dille anlatılmış. Naim Efendi ile torunları arasındaki görüş farklılıkları, Meşrutiyet zamanı öncesi ve sonrasında toplumumuzda insanların görüş farklılıklarını yansıtmış. Ayrıca Tanzimat Döneminde anlatılan bu olaylar şimdide kuşaklar arasında yaşanabilecek olaylardır. Görüş farklılıkları ve değişik düşünceler her toplumda gençlerle yaşlılar arasında yaşanır. Bu nedenle romandaki olaylar şimdiki zamandada yaşanabilir diye düşünüyorum.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.