Türülerin Tarihsel Etkileri Nedir?

Tarihsel Etkiler: Bu etkiler, siyasi tarih kadar dinsel tarihle de ilgilidir. Örneğin; Erzincan ‘da Alevi kesimin sevilen türkülerine Sünni kesim aynı içtenlikle yanaşmayabilir. Ya da Kars’ta Azeriler arasında var olan Köroğlu havalarına Terekeme’ler sahip çıkmayabilir. Torosların Kozanoğlu’suna Ordu’da, Ordu’nun Hekimoğlu’suna Maraş ‘ta, Maraş’ın Karayılan’ına Van’da, Van’ın Ali Paşa’sına Burdur’da, Burdur’un Avşar Beyleri’ne Edirne’de v.b. rastlayamayız.Örnekler çoğaltılabilir. Seferberlik türkülerinin en acıklı örneklerini elbette ki düşmanın aldığı bölgelerimizde veya oğullarını uzak savaşlarda yitirmiş bölgelerimizde bulacağız. Hele hele kırk yıllık Rus boyunduruğu (1877-1918) bu türküleri çoğaltıp duracaktır. Bayburt’un,

Bir yanım Ezirgan vermem Bayburd ‘u,
Yıkılsın düşmanın verane yurdu.
Sağolası anam beni doğurdu,
İşte böyle böyle hal deli gönül,
İster ağla, ister gül deli gönül…

Bir yaylığım vardı sırmadan telden,
Bir çift yavrum vardı tomurcuk gülden,
Nasıl ayrılayım bu tatlı elden?
Seneler seneler kötü seneler,
Gide de gelmeye kötü seneler…

türküsü bu savaş sırasında giden bir babanın yakarışları değil midir? Bu türküyü hiç düşman görmemiş Nevşehir’de bulamayız. Gel gelelim oralarda da bireysel zulümlerin, feodal beylerin baskılarının yansımaları vardır .

Halkımızın çok üzüldüğü günlerin ölümsüzleşmesi için çaba göstermesi sonucunda ortaya ”ağıtlar” çıkar. Yukarıda andığımız bireysel zulümleri, feodal baskıların, kan davalarının sonucunda bu ağıtlar oluşur. Öyle her yasa kaçağına (kaçak, eşkıya) halkımız hor bakmıyor. Tersine en şiirsel ağıtları onlar için yakıyor; ”Bunlardan birincisi Gizzik Duran adına yakılmıştır. Bu adam, Çukurova’nın Feke ve Kozan bölgelerinde tanınmış bir eşkıya idi. Kurtuluş savaşı başlarında Fransızlara karşı savaşan çetelere katılmıştı. Fransızlar çekilip gittikten sonra, Gizzik Duran yeniden eşkıyalığa döndü. Evlerini basıp yağmaladığı düşmanlarının adamları onu pusuya düşürerek öldürdüler. Gizzik Duran’a yakılan ağıtın bendi karısının ağzındandır:

Al-at nenni, Dor’-at nenni!
Döşünün arası enni.
”Bana kurşun geçmez ” derdin.
Niçin geldin ala kannı?

Bu ağıtlar toplumumuzun halk tarihine ışık tutabilir. Halkımız ilk görünüşte öldürülen herkesin yanındadır. Kim olursa olsun ”iyi oldu ki öldürüldü.” diye düşünemiyor. Sultan Aziz öldürülmüşse halk ilk anda onun yanındadır. Mithat Paşa’nın kendisine özgürlük verilmesi için çırpınmasının farkında bile değildir,

Kılıcımı vurdum taşa,
Taş yarıldı baştan başa
Vezir olmuş Mithat Paşa,
Uyan Sultan Aziz uyan,
Gör ne hal olmuştur cihan

Kapılarda siyah perde,
Sen uğrattın beni derde.
Ciğer parem nerelerde?
Uyan Sultan Aziz uyan,
Gör ne hal olmuşlar cihan.

Ama aynı halk daha sonra belki de Taif’te boğdurulan özgürlük yiğiti Mithat Paşa’ya da ağıt yakacaktır. Yerel halk tarihleri, yörelerdeki kahramanların genel (efe, dadaş, uşak, ağa v.b.) ve özel adlarıyla bu türkülerden saptanabilir. Türkülerin göç yolları bu taşıyıcı meçhul sanatçının yoluna göre değişiyor. Bir bakıyoruz ki Bolu Mudurnu’da görülen bir bezek,

Şu askerlik şimdi de büktü belimi,

biçiminde karşımıza çıkıyor. Aynı bezek Azerbaycan’da,

Bu gurbettik indi gırdı belimi.

oluyor. Diyarbakır’ da,

Vay bu Fırat şimdi kırdı belimi.

diye boy gösteriyor. Bu bezeklerin sayısı örneklerimizin çok çok üstünde. Kesin olarak da ”bezeği bir meçhul sanatçı taşımıştır.” demiyoruz. Halkımızın kalıplaşmış deyimleri (bel bükmek gibi) benzer olaylar karşısında ortaya çıkarmasından da doğmuş olabiliyorlar. Bu kalıplaşmış deyimler kimi zaman bir türkünün bir dizesini çeşitli yörelerde oluşturuyor, söz gelimi, Aşık Ali İzzet ‘ten derlenen,

Yürü bre Çiçek Dağı,

türküsündeki bu dizeyi Avşarlarda,

Yürü bre sarı çiçek,

Pir Sultan Abdal’da,

Yürü bre Hızır Paşa, v.b.

biçimlerine girmiş olarak görüyoruz. Kimi zaman bu dizeler artacak, belki dörtlükler biçimine bile girecektir. Halk tarihine ışık tutması kesin olacak olan bu türkülerin süresi geçmeden ele alınması ve araştırılması gerekmektedir. Belki bir kısım yöresel önderleri biliyoruz ama bilemediklerimizi ne yapacağız. Bir örnek vermek gerekirse,

Ilgıt ılgıt esen seher yelleri,
Yazıcı’ya bildir halimiz durna.
Biz de yer eyledik çamlı belleri,
Daim dörtbudaktır dalımız durnu.

samah türküsündeki Yazıcı kimdir. Halkın turnalarla kendisine selam göndermesinden belli ki olumlu bir kişi. İşte örnekleri sayısız olan bu kişilerin araştırılıp halk tarihinde yerlerine oturtulması kuşku yok ki doğru bir davranış olacaktır.