Osmanlıda Askerî teşkilât

Askerî teşkilât:
Osmanlıların ilk askerî teşkilâtında,Selçukluların ve İlhanlıların etkisi görülmektedir.Osmanlı kuvvetleri üç bölüme ayrılmaktaydı:
Kapıkulu Askerleri
a)İlk Acemi Ocağı
b)Yeniçeri Ocağı
c)Cebeci Ocağı
d)Topçu Ocağı
e)Atlı Bölükler

Eyâlet Askerleri
a)Tımarlı Sipahiler
b)Müsellemler
c)Azablar
d)Akıncılar

Deniz Kuvvetleri
a)Azaplar
b)Tımarlı sipahiler(savaş zamanlarında)

-Kapıkulu askerleri-
a)Acemi Ocağı:
İlk acemi ocağı,Gelibolu’da Çandarlı Kara Halil ile Molla Rüstem ‘in ön ayak olmasıyla I.Murat zamanında kuruldu.Tutsakların beşte biri,acemi ocağına yetiştirilmek amacıyla Gelibolu-Çardak-Lapseki arasında çalışan nakil araçlarında hizmet görürken kaçtıklarından Osmanlılar yöntem değiştirdiler.Yeni yönteme göre,savaşlarda tutsak alınan küçük yaştaki Hıristiyanlar,önce Anadoludaki Türk köylülerine verilerek az bir ücretle çalıştırılır,böylece Türk-İslam töre ve adetlerini öğrenip o hayata alıştıktan sonra bir akça gündelikle acemi ocağına kayıt olurlar,burada bir süre hizmet ettikten sonra günde iki akça ile Yeniçeri ocağına verilirlerdi.
Gelibolu acemi ocağı,sekiz bölüktü; tutsaklardan alınan bu çocuklara, devletin bu tutsaklardan beşte birini vergi olarak alması nedeniyle,pençik oğlanı adı verilmiştir.
Ankara Savaşı’ndan sonra fetihlerin durmasıyla tutsak alınamadığından, özel bir yasa ile Rumeli’deki Hıristiyanlardan devşirme adıyla Hıristiyan çocukları alındı.Onlar da aynı eğitimden geçip Yeniçeri ocağına gelince yakışıklı olanları saray hizmetine verilirlerdi.Acemi ocağındakiler zaman zaman topçu,cebeci ve tersane hizmetlerine de verilirlerdi.

b)Yeniçeri Ocağı:
Yeniçeri ocağı ilk defa 1363 yılında ı.Murat zamanında kurulmuştur.
Hıristiyan tutsaklarla devşirmeler acemi ocağında yetiştirildikten sonra iki akça gündelikle buraya alınırlar,yetenek ve kıdemlerine göre gündelikleri artardı.Bu ocağın bireyleri,savaşlarda hükümdarın yer aldığı merkez hattında bulunurlardı;hükümdar,bunların arkasında ve ortasında at üzerinde dururdu.
Bu ocak,kuruluş döneminde yaya bölükleri veya cemaat adı verilen bir sınıftan ibaretti.Cemaatte,orta adı verilen her bölükte çorbacı adında bir bölük kumandanı bulunuyordu.Yeniçeri ocağının en büyük kumandanı yeniçeri ağasıydı.
Yeniçeriler üç ayda bir maaş alırlardı;ve bu sadece salı günleri hicri yılın aylarına göre verilirdi.Muharrem,Safer,Rebiyülevvel denilen üç aya,bu ayların baş harfleri alınarak
masar ; Rebiyülahır,Cemaziyülevvel,Cemaziyülahır aylarına recec ; Recep,Şaban,Ramazan aylarına resen ; Şevval,Zilkade,Zilhicce aylarına da lezez adları verilmiştir.
Yeniçeri ocağının bayrağı ve bandosu vardı.Ocakta ilk devirlerde ok eğitimi için bir talimhane vardı.Yeniçeriler XIV.yüzyılın son yarısıyla XV. yüzyılın ilk yarısında ok,yay,kılıç,kalkan,kargı ve bıçak kullandılar.Savaşta siper kazmak için kendilerine kazma ve kürek de verilirdi.
Padişahların hükümdarlık tahtına çıkmaları sırasında cülûs bahşişi alırlardı.
Yeniçeri ağasının başkanlığında ,belirli günlerde,ocak ağalarının katılımıyla ağa divanı kurulur ve ocağa ait işler görüşülürdü.

c)Cebeci Ocağı:
Cebe zırh anlamına gelirdi.Ocak, yeniçerilerin ok,yay,kalkan,kılıç,tü-fek,balta,kazma,kürek vb. ihtiyaçlarını deve ve katırlarla onlara dağıtır, savaştan sonra toplar,onarılması gerekenleri onartıp silah ambarına koyardı.Cebeci ocağının en büyük subayı cebeci başıydı.Ondan sonra ocak kethüdası gelirdi;ortaların bölük başı denilen subayları vardı.Ocağa alınanlar acemi ocağından sağlanırdı.

d)Topçu Ocağı:
Topçu ocağı top dökmek,mermisini yapmak ve top kullanmak için oluşturulmuştur.İlk defa 1389 yılında I.Kosova savaşında,daha sonra II.Murat döneminde Mora ve Arnavutluk seferlerinde kullanılmıştır.Ocağın en büyük subayı topçu başıydı.Bu ocağın bireyleri de acemi ocağından seçilirdi.
e)Kapıkulu Süvarileri(Atlı Bölükler)

Not:
Bu bölüğün temeli I.Murat döneminde atılsa da gelişmesi yükselme dönemine rastlamaktadır.
Kapıkulu süvarileri sarayın Enderun bölümüyle dış saraylardaki iç oğlanları ve Yeniçeri ocağından terfi ile geçen kimselerden oluşurdu.İlk defa I.Murat zamanında Timurtaş Paşanın tavsiyesiyle,sipah ve silahtar adlarıyla iki Bölük halinde oluşturulmuştur.Fakat daha sonra bu iki bölük sağ ve sol ulûfeci,Sağ ve sol garipler adı verilen dört bölük eklenerek altı bölüğe çıkarılmıştır.Ulû-fecilere alınanlar iç oğlanlardan ,gariplere alınanlar savaşta yarar sağlayan Müslüman halktandı.Altı bölükten en yüksek yevmiyeli olanı sipah bölüğü idi.
Kapıkulu süvarileri hükümdarlarla birlikte sefer çıkarlarken padişahın sağ ve solunda yürürlerdi.Sipah sağda,silâhtarlar solda giderler,sipahın sağında sağ ulûfeciler,solunda sol ulûfeciler yürürler,bunların sağ ve solunda da,sağ ve sol garipler giderlerdi.Sipah ve silahtarların görevi savaş alanında padişahın çadırını korumaktı.Ulûfeciler savaş sırasında ve konak yerlerinde saltanat sancaklarını ;garipler de hazineyi korumakla yükümlüydüler.
Altı bölüğün de silahları ok,yay,kalkan,harbe,balta,pala,gaddare(geniş yüzlü kısa kılıç)ve bozdoğandı.(yuvarlak başlı ağaç topuz)

-Eyalet Kuvvetleri-

a)Tımarlı Sipahiler

Bu teşkilâtı,ıktâ denilen tımar sistemi meydana getirmişti.Osmanlı Devleti,gerçekleştirdiği fetihlerde bu tımar yöntemini uygulamış,böylece dirlik sahipleri
Devletin korunması görevini üstlenmişlerdir.
Tımarlı(topraklı)süvarilerin yıllık gelirleri hizmet ve kıdemlerine göre 1000-19999 akça arasındaydı.Dirlik sahipleri kendilerine bırakılan köylerin bu öşür ve resimlerini tahsil ederler,buna karşılık askerî görevlerini yaparlardı.Tüm sipahilerin sefere gitmesi kanundu;mazeretsiz gitmeyenin dirliği elinden alınırdı.
Tımarlı sipahi ölürse,tımarının bir kısmı erkek çocuğuna yoksa bölgenin alaybeyine kalırdı.Tımarlı sipahiler her sancaktan bir takım bölüklere ayrılmışlardı.Her bölüğün subaşı denilen çeribaşları ile bayraktar ve çavuşları vardı.Her on bölüğün bir alaybeyi vardı.
Tımarın;kılıç tımar,eşkinci tımar,benevbet tımar,mustahfız tımar ve mülk tımar adlarında türleri vardı.

b)Yaya ve müsellemler:

Orhan Bey döneminde,ve-ziri Alâeddin Paşa ile Kadı Cendereli Kara Halil’in tavsiyeleriyle oluşturulan biner kişilik iki sınıf piyade ve süvari kuvvetidir.Yaya ve müsel-lemlere savaş zamanında ikişer akça gündelik verilir,savaşa gitmediklerinde ise kendilerine gösterilmiş olan çiftlikleri ekip biçerlerdi.Öşür ve resmi kendileri alırlardı.

c)Azablar(Azebler):
Azab(Azeb)bekâr demektir.Azablar ,Anadolu’da savaşta yararlı olan,dinç,dinamik ve kuvvetli bekâr Türk gençlerden oluşuyorlardı.Osmanlı ordusunun hafif yaya askerleriydiler.Ok,yay ve pala ile donatılırlardı.Tüm masrafları toplandıkları yerlerin halkına aitti.Savaşlarda merkez kuvvetlerinin önünde bulunurlardı.Onların gerisinde toplar,topların gerisinde de Yeniçeriler vardı.Savaş başladığındaysa sağa sola açılarak topçunun ateş etmesini sağlarlardı.

d)Akıncılar:
Akıncılar,Türklerden oluşan hafif süvari kuvvetleriydiler.Serhad denilen uçlarda bulunurlardı.Görevleri,ordunun keşif hizmetini görmek,düşman top-
raklarındaki araziyi keşfederek orduya yol açmak ,böylece düşmanın pusu kur- masına engel olmak,ordunun geçeceği yerlerdeki ürünleri koruma altına almak,aldığı tutsaklardan durumu tespit etmek,ırmak geçitlerini belirleyip köprü kurmaktı.Osmanlı akıncıları,çeşitli bölgelerde bulunurlardı,her birinin bir akıncı kumandanı vardı.Akıncılardan on kişinin komutanına onbaşı,yüz kişinin komutanına yüzbaşı,bin kişinin komutanına da binbaşı denirdi.Hepsinin başında da akıncı beyi bulunurdu.
Bir akının akın olabilmesi için,saldırının akıncı kumandanlarının emrinde olması gerekiyordu.Eğer kumandan gitmez ve gönderdiği kuvvet yüz ve yüzden fazla olursa o akına haramîlik,yüzden az olursa çete denirdi.
Akıncıların silahları,pala,mızrak,kılıç,kalkan ve bozdoğan denen topuzdu.

-Deniz kuvvetleri-
Osmanlı Devleti bu dönemde bir deniz gücüne sahip değildi;ancak deniz kıyısı olan yerlerin ele geçirilmesi,Osmanlıların Rumeli’de kesin olarak yerleşmesi Rumeli ile Anadolu arasındaki bağlantının sadece deniz yoluyla sağlanabilmesi gibi sebepler,bir deniz gücünü zorunlu kıldı.
Bu dönemde Karamürsel,Edincik ve İzmit ‘te gemi yapım tezgâhları kurulmuştu,ancak en önemli terhane Gelibolu’daydı.
Gelibolu tersanesi: Yıldırım Bayezid zamanında Saruca Paşanın nezaretinde kuruldu.Burada meydana getirilen 60 parça gemiyle Bayezid İstanbul’u kuşattı.
Ayrıca Orhan Bey döneminde alınan Karesioğulları Osmanlı donanmasının çekirdeğini oluşturmuşlardır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.