Okuma alışkanlığının önemi :

İnsanları diğer canlılardan ayıran ,onları farklı kılan, düşünme yeteneği ise ;bu yeteneği geliştirebilmenin,
doğru ve güzel işler üretebilmenin yolu da kitaplarla dost olmaktan geçer İnsan, yaşadığı çevreyi geliştirme, güzelleştirme uğruna çalışır Daha güzel ,daha sağlıklı bir çevrede yaşamanın insan sağlığı açısından önemini bilir.Kitaplarla dost ,arkadaş olduğumuzda, bilinç düzeyimiz yükselir; yaşadıklarımızı daha iyi kavrayabilir , yorumlayabiliriz.Doğruları görebilir,birilerinin de görmesine yardımcı olabiliriz.

Bilmediğimiz bir konuyu öğrenmek için, daha önce birilerinin yaşadıklarını yaşamamıza, aynı olayların bizim de başımızdan geçmesine gerek yoktur Kitaplar, yaşanılanların, deneyimli insanların eliyle
diğer insanlara iletildiği çok değerli kaynaklardır Her alanda tüm gelişmeler (bilim,sanat ,edebiyat) ancak bu yolla bugünkü duruma gelmiştir.Birçok insanın deneyimlerini, onların yaşam öykülerini, kitaplarını okuyarak öğrenebiliriz.Bu da bizleri bilgi,düşünce,duygu, hayal yönünden zenginleştirir.

Nedense okuma alışkanlığının önemi hem ebeveyn, hem de öğrenciler tarafından bilinmesine rağmen bu alışkanlık sadece sözde kalmakta ve okuma alışkanlığı hızla düşmektedir. Oysa çocuklara okuma alışkanlığının kazandırılması için anne-babalara önemli görevler düşmektedir.

Çocukların ilk alışkanlıklarını kazanmaları ve ilk öğrenmelerini gerçekleştirmelerinin ailede sağlandığı düşünülürse, ebeveynin sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar, ileride çocuğun okuma alışkanlığını önemli ölçüde etkiler. Okumayan, çocuklarının okumasına destek olmayan anne-babaların, çocuklarının gerçek anlamda okuma alışkanlığına sahip olması beklenemez. Aksine ebeveynin bu konuda çocuğuna karşı göstereceği ilgi ve vereceği destek çocuğun okuma eğiliminin sürekli ve düzenli biçimde artmasını sağlayacaktır. Bu bağlamda Prof. Dr. Haluk Yavuzer “Çocukların aile üyeleriyle olan ilişkileri, diğer bireylere, nesnelere ve tüm yaşama karşı aldığı tavırların, benimsediği tutum ve davranışların temelini oluşturur” demektedir.

Genellikle okul öncesi dönem diye adlandırılan 0-6 yaş dönemi, çocukların büyük bir öğrenme hızı ve kapasitesine sahip oldukları bir dönemdir. Çocuk ilgi duyduğu, kendisine çekici gelen her konuyu öğrenmek için büyük bir istek içindedir. Zihinsel ve duygusal gelişim için önemi vazgeçilmez olan kitap okuma alışkanlığını bu dönemden başlayarak okul çağı çocukları için ise özellikle tatillerde kazandırmak çok önemlidir. Her nedense ders yılı başladıktan sonra dersler bahane edilerek bu alışkanlık mecburi durumlar dışında unutulmaktadır.

Çocukların en rahat oldukları dönem olan tatillerde, kitap okuma alışkanlığını kazandırmak çok daha önemli olmasına rağmen, okulların açılmasıyla bu konuya önem vererek okuma alışkanlığı kazandırmak da ebeveynin elindedir.

Okumak çocuğun zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimi için son derece önemlidir. Onun ilgisini çekecek resimlerle süslenmiş bir kitap ve daha önemlisi anne-babasının sesinden dinleyeceği bir masal; çocuğun ihtiyaç duyduğu sevgi ve güven ihtiyacını karşılar, hayal gücünü geliştirir, dil gelişimini güçlendirir, kendini daha iyi ifade edebilmesini sağlar, düzgün cümleler kurmasını ve güzel konuşabilmesini destekler, dikkatini geliştirir, okul hayatına hazırlar ve planlı olmasını temin eder.
Kitap Okumanın Yararları
Okumak, doğduğu andan itibaren birçok eğitim süreci geçiren insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Sahip oldukları bilgilerin %60’ını bu yolu kullanarak edinen gelişmiş ülke toplumları, günümüzde daha fazla okuma alışkanlığına sahip olmanın sağladığı avantajları her alanda yaşamaktadırlar. Geri kalmış toplumların karşılaştıkları sorunların bir çoğunun kaynağında ise eğitimsizlik yer almaktadır. Bu toplumlarda kişiler, okuyarak geçirebilecekleri zamanları çoğunlukla yararsız uğraşılarla geçirmektedirler. Oysa okuma alışkanlığı öncelikle kişilerin kendisi için edinilmesi mutlaka gereken bir alışkanlıktır.
Kitap Okumanın Yararları Nelerdir?
Okuyarak olayların ve gelişmelerin iç yüzünü öğrenen bir kişi, öncelikle kendine olan güvenini artırır. Bu ise aynı zamanda düşünce ufkunu geliştirip, geniş bir görüş açısı sağlayarak, olayları inceleme yeteneği kazandırır. Ayrıca okuyan kişiler çok okumanın beraberinde getirdiği zengin kelime dağarcığına sahip oldukları için, hikmetli ve etkileyici konuşarak hitap ettikleri kişilerde etki de uyandırırlar. Bu etki ise insanlarla ilişkileri güçlendirmekte, kişiye daha sosyal bir karakter kazandırmaktadır. Dahası, geniş kelime dağarcığı, insanın daha fazla kavramla düşünebilmesini de sağlar. Yani düşünce kapasitesini ve kültür düzeyini artırır. Boş zamanlarını, çoğu zaman hiçbir yararlı bilgi aktarmayan televizyon karşısında geçirmek yerine kitap okuyarak değerlendiren bu kişiler, edindikleri bilgi ve kültür sonucunda aynı zamanda toplum içinde etkin bir kişiliğe sahip olurlar. Tüm bu özellikler, kişilerin öncelikle kendileri için okumaları gerektiğinin çok önemli bir göstergesidir. Okuyarak kendini geliştiren kişiler ise elbette çevrelerinde gelişen olaylara da hakim olacak ve toplum içinde eğitim seviyesinde zamanla bir ilerleme sağlanacaktır.