Narman Hakkında Bilgi

Erzurumun Narman İlçesinin Tarihi

Kısaca Tarihi: Bugün itibariyle toplam yirmi ilçesi bulunan Erzurum’un şirin ilçelerinden biri de Narman’dır. Anadolu’nun ve Erzurum’un kuzey doğusunda yer alan Narman, tarih boyunca Urartulardan tutun da Saka Türklerine, Perslerden Bizanslılara kadar birçok medeniyet ve devletin yönetimi altında bulunmuştur. Bizans yönetimine Sasaniler son vermiş, onların yönetimini de Müslüman Araplar sonlandırmıştır. Önce Emevilerin sonra Abbasilerin hakimiyetinde kalan ilçe, tekrar Bizans’ın eline geçtikten sonra Anadolu’yu fethe başlayan Büyük Selçuklu Devleti’nin yönetimine katılmıştır.

Türk yönetimindeyken de Akkoyunlular, Karakoyunlular gibi Türk devletleri arasında el değiştiren Narman, nihayet 15. Asırda Osmanlı Türk yönetimine geçmiştir. Tarihimizde Doksan üç Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus savaşında Erzurum gibi Narman da bir süre Rus işgalinde kalmışsa da antlaşma gereği işgalden kurtulmuştur. Ancak 1916 yılında Rus-Ermeni ortak işgali, Doğu Anadolu’daki tüm vilayetleri kana buladığı gibi Narman’ı da kan gölüne çevirmiş, kadın, çocuk yaşlı demeksizin pek çok Narmanlı, eli kanlı Ermeni çetelerinin kurbanı olmuştur. İşte bu zulüm ve çirkin işkenceli katliamların yaşandığı dönemde Narmanlılar, katliama dur demek için milis güçleri oluşturarak Ermeni çeteleriyle savaşmış ve kendi imkânlarıyla Ermenileri 18 Mart 1918’de Narman ve çevresinden kovmuşlardır.

Türk ordusunun, sayı azlığı nedeniyle yetişemediği Narman, Narmanlıların kendi gayretleriyle kurtuluşa ermiş ve huzurlu günlere ulaşmıştır.

Tarihte çoğu zaman ilçe konumunda olan Narman, Cumhuriyet döneminde 1926’dan itibaren ilçe statüsünü kaybetmiş ancak 1954 yılında tekrar ilçe yapılmıştır. Eski çağlarda Nemirvan olarak bilinen Narman, Araplar döneminde İyd (bayram anlamında) olarak adlandırılmış, sonraları Narman denilmiş ve isim Cumhuriyetimizin ilanından sonra Narman olarak belirlenmiştir.

Narman’ın Coğrafi Yapısı

narman-harita

narman-harita

Erzurum’a 86 km uzaklıkta bulunan Narman güzel ve şirin bir ilçe. Narman’a girişinde ana yolun tam ortasında bulunan Ethem Baba Türbesi var. Bu yüzden Narmanlılar için yolun ortasından yürüyenler denir. Bu özelliği yolun ortasındaki türbeden alıyorlar.

Ethem Baba Türbesi

Ethem Baba Türbesi

Erzurum’dan bir karnınız acıktı yemek yemek isterseniz cağ kebabını gel gör lokantasında yemeniz gerekir.

Narman’da görülmesi gereken o kadar güzel tabiat harikaları var ki inanamazsınız.

Önce Sümmani Baba’nın türbesinin bulunduğu Samikale köyüne gidildi. Sümmani, âşıklık geleneğimizdeki son bâdeli âşıktır. 1861 yılında Narman’ın Samikale köyünde doğan Sümmani’nin asıl adı Hüseyin’dir. Okuma yazması olmayan Hüseyin, çocukluğunda çobanlık yaparken bir adamın açlığını gidermesine yardımcı olur; adam da onun bu iyiliği karşılığında ona bir dua öğretip kırk gün boyunca bu duayı okumasını tembihler. Kırkıncı gün yine sürüsünü otarırken Ablak Taşı’nın dibine uykuya dalar. Uykusunda üç derviş ona şerbet sunar, şerbeti içmeyince dervişlerden biri parmağını şerbete daldırıp ağzına bandırır. O sırada uyanan Hüseyin, şerbetin tadını ağzında hissedince tekrar uykuya dalar ve aynı rüyayı görür, fakat bu kez şerbeti içer ve içtikten sonra kendisine güzel bir kız gösterilerek adının Gülperi olduğu ve Bedehşan’daki Şah Abbas’ın kızı olduğu söylenir. Uykudan uyanan Hüseyin, bu rüyanın etkisinden kurtulamaz ve şiirler söylemeye başlar. Köy halkı onun delirdiğini sanarlarsa da babası oğlunu bir gün köy kahvehanesine götürür ve orada bulunanlar Hüseyin’i dinleyip şaşakalırlar. Henüz on bir yaşında olan Hüseyin, dönemin büyük şairlerinden olan Âşık Erbabi ile karşılaşarak ustası olarak kabul etmiş, ilk eğitimini Âşık Erbabi’den almıştır.

Son bade içen anlamında olduğu belirtilen Sümman mahlasını da hocasının verdiği rivayet edilmektedir. Hocasının peşinde yıllarca dolaşıp kendisini yetiştiren Sümmani, artık sevdiğini bulmak için yollara düşme vaktinin geldiğini anlayarak Bedehşan’a doğru yola çıkar. Gittiği her yerde Gülperi’yi sorar ama nafile; bir türlü bulamaz. Yıllarca aramasına rağmen bulamadığı sevgilisini asla unutmayan Sümmani, köyüne döner, evlenip çoluk çocuk sahibi olur. Sonra yine Gülperi’nin peşine düşer; diyar diyar dolaşır ama yine bulamaz. Köyüne döner ve Gülperi hasretiyle 1915 yılında vefat eder.

Sümmani Baba Türbesi

Sümmani Baba Türbesi

Sümmani, şiirlerinde daha çok aşk, sevgi, tasavvuf ve nasihat konularını işlemiş olup, şiirlerini çoğunlukla hece ölçüsüyle bazen de aruz vezni ile söylemiştir. Birçok halk şairi ile karşılaşma veya diğer adıyla atışmalar yapmış, Âşık Şenlik ile yaptığı karşılaşmalar Erzurum ve Kars yöresinde adeta efsaneleşmiştir. Söylediği şiirlerde kendine özgü bir tarzı bulunduğu için âşık geleneğinde onun şiirleri Sümmani Ağzı olarak tanınmıştır. Sümmani’nin şiirlerinde felsefi bir derinlik de bulunmaktadır. Sözgelimi Ervah-ı Ezelde şiirinde bu derinlik çok barizdir.

Ervah-ı Ezelde Levh-i Kalemde

Şu benim bahtımı kara yazmışlar

Bilirim güldürmez devr-i alemde

Bir günümü yüz bin zara yazmışlar

Arifbilir aşk ehlinin halini

Kaldırır gönlünden kil-ü kalini

Herkes dosta vermiş arzuhalini

Benimkini ürüzgara yazmışlar

 

Olaydı dünyada ikbalim yaver

El etsem sevdiğim acep kim ever

Bilmem tecelli mi yoksa ki kader

Beni bir vefasız yare yazmışlar

Yazanlar Leyla’nın Mecnun kitabın

Sümmani’yi bir kenara yazmışlar.

 

Narman ilçemizdeki jeolojik oluşum, Ürgüp’teki Peri Bacalarından farklı bir yapıya sahip. Ayırt edici özelliklerinden iki tanesinden bahsedelim.Birincisi renk, diğeri de nitelik. Ürgüp Peri Bacaları gri renge sahip, Narman’dakiler kırmızı. Ürgüp’tekiler çok sert bir yapıya sahipken Narman’dakiler çok yumuşak ve tam anlamıyla toprak. Bu bakımdan Narman Peri Bacaları henüz tekâmül etmemişler ve çok hassas bir yapıya sahipler. Çok geniş bir bölgeye yayılmış olan Kırmızı Peri Bacaları koruma altında değildir.

narman-peribacalari

narman-peribacalari

Koruma altına alınamadığı için de bölgeyi gezenlerin bilinçli davranıp elle dokunmamaları, dokunsalar bile incitmemeleri, özellikle de üzerlerine tırmanmamaları gerekiyor. Çünkü tırmanmaya çalıştıkça toprak akıyor ve doğal şekiller insan eliyle değişebiliyor. Kısacası bu narin ve hassas doğal yapılan korunması, bizzat bölgeyi gezenler tarafından sağlanmalı, ama herkesin bu bilinçte olmasını beklemek, sadece bir hayalden ibaret. Bu bakımdan Narman Peri Bacaları, koruma altına alınarak yurt içi ve yurt dışı turizmine kazandırılması gerekir.

Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet SEKMEN bey’in narmandaki peri bacalarını koruma altına almak için çalışma yapabileceğine yürekten inanıyoruz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Ödev Ödev