İSTİKLÂL MARŞI’NIN KABULÜ ve TARİHÇESİ

İstiklal Marşının kabulü ile ilgili yazı, İstiklal Marşının tarihçesi
Her milletin, bir bağımsızlık sembolü vardır. Bu sembollerden birincisi bayrağı, ikincisi ise milli marşıdır. Bizim de ay-yıldızlı bayrağımız ve İstiklal Marşı”mız, milletimizin ebedî vazgeçilmezleri arasındadır.
Osmanlı Devleti döneminde bir milli marşımız yoktu fakat son yıllarda her padişah kendine göre bir marş besteletmişti.
Kurtuluş Savaşı sırasında, o zaman Genelkurmay Başkanı olan Albay ismet (inönü) Bey, sürekli saldıran düşmana karşı ulusal bilinci uyandırmak amacıyla bir marş yarışması düzenlenmesini tavsiye etmiş, düzenlenen yarışmaya 734 şiir katılmıştı.
Para ödülü konulduğu için yarışmaya katılmaya sıcak bakmayan Mehmet Akif’i ikna eden Hamdullah Suphi (Tanrıöver) kendisine para ödülü verilmeyeceğini ifade ederek Mehmet Akif’i yarışmaya katılmaya ikna etti. Mehmet Akif Ersoy, şiirini 48 saat gibi kısa bir sürede yazarak, teslim etti. Daha önce seçilen 6 şiirle birlikte bu şiir de jüriye sunulur. Atatürk’ün başkan¬lığını yaptığı TBMM’nde 1 Mart 1921 günkü 2. oturumda Hamdullah Suphi, kürsüden şiiri okur ve herkes tarafından beğenilir, böylece “istiklal Marşının güftesi(sözleri), 25 Mart 1921 (12 Mart 1337) günü büyük çoğunlukla Büyük Millet Meclisi’nin toplantısında resmî marş olarak kabul edildi.
Şair de şiirini “Kahraman Ordumuza ithaf” etmiştir.
Resmî marşın ilk bestesi Ali Rıfat (Çağatay) tarafından derlendi ve 1924′ten 1930′a kadar bu beste kullanıldı. Osman Zeki’nin bestesinin geleneksel Türk marşları üslubuyla yapılmış olmasından, 1930′da, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şefi, Osman Zeki Üngör batı marşları tarzındaki bestesiyle değiştirildi. Bu beste o günden bugüne kadar geçerlidir.