İsim ve Soy İsimlerindeki Mağduriyetlerin Giderilmesi   

Ad ve soyadı mağduru vatandaşlarımızın mağduriyetlerini  gidermek amacıyla 19.09.2017 tarihinde TBMM ‘de kabul edilen 7039 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Konularda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun‘a geçici bir madde eklenmiştir. Bu maddeyle yapılan düzenlemede ; Adem, Adil, Alim vb. isimlerde aslında bulunan düzeltme işaretlerinin kaldırılmasından kaynaklanan anlam kaymalarını önlemek için kişinin yazılı talepte bulunması halinde, yeniden düzeltme işareti konulması imkanı getirildi.

Yenge, Enişte, Aptal, Yalaka,  Dönek, Şapşal, Dümbelek, Kıllı, Damızlık, Donsuz, Kalas, Ayı, Davar, Tavuk,  Zevzek, Ördek, Şebek, Tuzsuz, Beyinsiz, Dandik, Tezek, Salak, Odun, Şaşı gibi hakaret içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba vb. soyadlarının da reşit aile bireylerinin ortak yazılı talepleri halinde, değiştirilmesine fırsat tanıdı.

Ayrıca Olğun, Karakollukçi, İşçen vb. isim veya soy isimlerindeki noktalama ve imla yanlışlıklarının  da talep edildiğinde, bir defaya mahsus olmak üzere, mahkeme kararı aranmaksızın, nüfus müdürlüklerince Olgun, Karakulluçu, İşcan olarak düzeltilmesinin de önü açıldı.

Bu konuda il ve ilçe idare kurullarının  vereceği karar kesindir. Soyadı değiştirilen erkek ise kendisi ile birlikte varsa karısının ve müracaat tarihinde ergin olmayan çocuklarının da soyadları düzeltilir.

Bu düzenleme ile mahkemeler gereksiz yükten insanlar da kendilerini küçük düşüren hakaretamiz soy isimlerinden kurtulurken gelecek nesillerde daha güzel soy isimlerini ailelerinden miras olarak alacaklar. Bu durum kaba-saba, ancak lakap olabilecek argoya kaçan isim ve soy isimlerini dilimiz birbirinden güzel kelimelerinden biri ile değiştiren insanların kişiliklerine de müspet olarak yansıyacak ve onlara daha bir özgüven kazandıracaktır. En önemlisi ana dilimiz Türkçe de güzelleşecektir.

18 Eylül 2018 tarihi itibarıyla Türkiye genelinde 39.355’i özel isim, 96.457’si soy isim olmak üzere toplam 135.812 düzeltme veya değiştirme yapılmıştır.

İller bazında en yüksek isim düzeltmesi 6342 adet ile İstanbul olurken İzmir Diyarbakır, Kayseri ve Antalya ilk beşte yer alan illerimiz olmuştur.

İstatistiklere bakıldığında kadınların erkeklerden daha fazla isim düzeltme talebinde bulunduğu görülür. Kadın isimlerinden de en fazla Rabiye, Rabia; Hava, Havva; Esme, Esma; Firdes, Firdevs; Sadet, Saadet; Sümeyya, Sümeyye; Meyrem, Meryem; Küpra, Kübra; Hadiçe, Hatice; Mehriban, Mihriban olarak düzeltilmiştir.

Erkek isimlerinde en fala düzeltme Yunis, Yunus; Memet, Mehmet; Abubekir, Ebubekir; Serdal, Serdar; Zekeriye, Zekeriya, Çoşkun, Coşkun; Gökan, Gökhan; Ferat, Ferhat; İşik, Işık; Uğuz da Oğuz olarak değiştirilmiştir.

Top, Koyun, Çakal, Deli, Satılmış, Çıplak, Kör, Çınar, Kıllı, Dana, Kabak, Azgın Ördek gibi soy isimler değiştirilmiş.

Takribi dokuz aylık uygulama dikkate alındığında yapılması gerekenleri iki başlık altında toplamak mümkündür. Birisi yasanın süresi bitmeden acil olarak yapılması gerekenler, bir diğeride bundan sonra bu hataların bir daha yapılmaması ve yeni mağduriyetlerin yaşanmaması için yapılması gerekenler.

  1. Yasanın Süresi Bitmeden Acil Olarak Yapılması Gerekenler

Öncelikle kabul edelim ki, takribi on ayda 135.812 kişinin düzeltme veya değiştirme talebinde bulunması yeterli değil. Arazide görüp şahit olduğum kadarıyla vatandaşlarımızın önemli bir kısmının düzenlenmeden ya haberi yoktur ya da toplum tarafından ad ve soyadı yanlışları kanıksanmış. Ayrıca bazı vatandaşlar da değişikliklerden dolayı devlet dairelerinde, özelliklede tapu ve bankalarda sıkıntı yaşama kaygısı taşımaktadır. E-Devlet sayesinde hiçbir sıkıntının yaşanmayacağı vatandaşa iyi anlatılmalıdır.

 Bu arada uygulamayı yerinde görmek için zaman zaman ilçe nüfus müdürlüklerini ziyaret ediyorum. Ziyaret ettiğim nüfus  müdürlüklerinde talep edilen isim ve soy ismi yanlışlıkları yasaya uygun olarak düzeltilirken vatandaşın talep etmemesi bahanesiylr yeni doğan çocukların isimlerinde düzeltme işaretleri konulmamakta, maalesef yanlışlıklara devam edilmektedir. İzahi mümkün olmayan bu yaklaşımı anlamak mümkün değil. O zaman bu yasal düzenlemenin ne anlamı var? Dönüp dönüp yeni yasalar mı çıkartacağız? Her şeyden önce bunun önüne mutlaka geçilmeli , bunun için acil tedbirler alınmalıdır.

Yasadan daha fazla mağdurun yararlanmasını sağlamak için her şeyden önce kamu oyunun çok iyi bilgilendirilmesi gerekiyor. Bunun için il ve ilçe ölçeğinde muhtarların katıldığı halka açık toplantılar yapılmalı, bilgilendirme amaçlı kamu spotları hazırlanarak ulusal kanallarda yayınlanmalıdır. Yapılacak yazılımlarla hatalı isim ve soy isim sahipleri tespit edilerek doğrudan bilgilendirilmelidir. Ayrıca Personel ile yapılacak toplantı ve yazışmalarla konu son gün olan 03.11.2019 tarihine kadar gündemde tutulmalıdır.

  1. Geleceğe Yönelik Yapılması Gerekenler

Bundan sonra bu tür mağlubiyetlerin yaşanmaması için gerekli tedbirler alınmalı ve bunun için birtakım düzenlemeler yapılmalıdır.Bunlar yapılmadığı taktirde bu hatalar gelecekte de devam edecektir.O zaman da bu düzenlemenin bir anlamı olmayacaktır.Önemli olan sebeplerin tek tek tespit edilerek geleceğe yönelik önleyici tedbirlerin alınmasıdır.

Bunun için;

Yeni isim kayıtları yapılırken istifade edilecek Türkçe isim sözlükleri hazırlanmalı,Varsa mevcut uygulama yönetmenliği bu düzenlemeye uygun olarak güncellemeli,yoksa bir yönetmenlik hazırlanmalı,Teknolojinin imkanlarından mutlaka istifade edilmeli,hazırlanacak bir yazılımla hem mevcut yanlışlar tespit edilerek düzeltilmeli hem de gelecekte yapılması olası hatalar önlenmelidir.

Nüfus memurları,Türkçe dil yeterlilik sınavına tabi tutulmalı,başarılı olanlar memuriyette bir derece ile ödüllendirilmeli ,yeni alınacak memurlar da Türkçe yeterlilik sınavında en az yüz üzerinden yetmiş ve üzeri puan alanlar arasından mülakatla seçilerek atanmalıdır.Bu ve benzeri bir takım düzenlemelerle gelecekte isimlerimiz daha anlamlı ve daha güzel olacaktır.

Türkçenin meseleleri yalnızca özel ve soy isimlerdeki bir takım yanlışlıklardan ibaret değil.Dilimizin milli kimliğimiz açısından öneminin milletimiz tarafından yeterince anlaşılmaması sebebiyle dildeki yozlaşma ve yabancılaşma maalesef hemen her alanda artarak devam etmektedir. Türkçe dil kuralları yok sayılmakta ,İngilizce dil kuralları Türkçe dil kurallarının yerini almaktadır.Harflerimiz İngilizce olarak seslendirilmekte,Türkçe kelimeler bile İngilizcenin mantığına uygun yazılmakta ve okunmaktadır.Son zamanlarda özellikle de yabancı kaynaklı haberlerde yer alan ülkemizde  de yaygın olarak kullanılan bazı özel isimlerde bu durum görülmektedir.Örneğin gazete ve televiyonlarımızda  Kamerun’lu ve Portekiz Porto takımı oyuncusu Ebubekiri,Abulbakar veya Aboubakar ;Dağıstanlı hafif siklet  Dünya boks şampiyonu  Habib’i,Khabib ve geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden Rai müziğinin temsilcisi Raşit’i,Rachid ,ABD Temsilciler meclisine seçilen Filistin asıllı Raşide Talip ile Somali asıllı İlhan Ömer’in isimleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar olarak yer aldı.Örnekler çoğaltılabilir.

Bu da dilimizin savunma duvarlarını,DNA’sını bozmaktadır.Unutulmamalıdır ki ,hemen her dil ,doğası gereği  kendini korur,dışarıdan aldığı kelimeleri değiştirip dönüştürerek bünyesine katar.Arapça diğer dillerden aldığı her kelimeye kalıplarıyla kendi sesini verir,Farsçada kendisine has terkipleriyle aldığı kelimeleri dönüştürerek kullanır.Türkçe de “söylendiği gibi yazılır,yazıldığı gibi okunur”kuralıyla küçük ve büyük ses uyumuyla aldığı yabancı kelimelere kendi sesini vererek yozlaşmanın önüne geçer.

Türkçenin bu kuralları yok sayılırsa hele de harflerimizi İngilizce seslendirir ve İngilizce yazarsak gelecekte Türkçe diye bir dil kalmaz .Eğer tedbir almazsak atalarımızdan tevarüs ettiğimiz dünyanın en kadim,en köklü,en güçlü,en zengin ,en mükemmel ve en fazla konuşulan beş dilinden biri olan Türkçeyi gelecek nesillere doğru bir şekilde,güçlü nitelikleriyle taşıyamayız.Görevimiz anadilimiz Türkçeyi tüketmek değil,zenginleştirerek gelecek nesillere güçlü bir medeniyette bilim dalı olarak miras bırakmaktır.

Türkçenin doğru kullanımı ile ilgili olarak toplumu etkileyen liderler başta olmak üzere hemen herkesin özellikle de basınımızın daha duyarlı ve daha sorumlu davranmaları gerekir.