Yön Bulma Yöntem ve Teknikleri

Yön Bulma Yöntem ve Teknikleri

Güneşle yön tayininin en basit şekli şudur:

Ayarı doğru bir saatle işe başlanır. Önce saatimizin akrebinin güneşe doğru tutarız. 12 sayısı ile akrebin oluşturduğu açının açı ortası bize güneyi bildiriri. Bu kural kuzey yarımküre için geçerlidir.
Güneş ile yön bulmanın başka bir çok yöntemi vardır. Bunlardan en basit olanı güneşin doğudan doğup batıdan battığıdır. Yine yere dik olarak çakılan bir sopanın saat 12:00′deki gölgesi, dünyamızın kuzey yarımküresinde sopanın tam dibine düşmez, biraz kayar. İşte sopanın dibinden biraz dışarıya olan bu gölgenin bulunduğu yön bize kuzeyi verir Güney yarımkürede ise bunun tam tersi olur. Saat 12:00′de ekvator da dikilen bir sopanın gölgesi olmaz.

Sopa ve Taş Metodu

Bu basit yöntemde bir sopa ve güneş yön bulmada bize yardımcı olacaktır.

*Yaklaşık 1 m boyunda bir sopa bulun ve sopayı toprağa dik olarak saplayın(1)

*Sopanın yere düşen gölgesinin uç noktasına da bir taş koyup işaretleyin.(2)

*15-20 dk. bekleyin.Sopanın gölgesinin yer değiştirdiğini gözleyeceksiniz.Bu yeni gölgeyi de bir başka taşla işaretleyin.(3)

*Birinci taştan ikinci taşa doğru toprakta bir çizgi çizin.Bu çizgi batı doğu doğrultusunu gösterecektir.(4)

*Şimdi sol ayağınızı birinci taşın hizasına ve sağ ayağınızı da ikinci taşın hizasına koyun.Artık yüzünüzün kuzeye baktığından emin olabilirsiniz.(5)

Saat Yardımıyla Yön Bulma

Eğer kuzey yarıküredeyseniz yapmanız gereken şey önce saatinizi yere paralel tutmak ve saatin akrebini güneşe çevirmektir.Akrep ve 12 arasındaki açının açı ortayı güneyi gösterir.

Hayvanların birçoğuyla karşılaştırıldığında insanların oldukça zayıf bir yön duyusuna sahip oldukları görülecektir. Bu konuda yine balarılarını örnek vererek bir kıyaslama yapabiliriz. Kovanlarından uzaklaşıp besin arayan arılar dönüşte diğer arılara besini tam olarak nerede bulduklarını işaretlerle anlatırlar. Ve bu işaretleri takip eden arılar, gidecekleri yeri daha önce görmüş gibi rahatlıkla, şaşırmadan bulabilirler. İnsanlar içinse bilmedikleri bir yeri bulmak bu kadar kolay değildir. Ne kadar iyi tarif edilirse edilsin, her zaman şaşırma, kaybolma riski vardır. Bu riski azaltmak için yol gösterici tabelalar yapılır, sokak ve caddeler isimlendirilir, çeşitli araçlardan faydalanılır. Oysa, göç eden hiçbir canlının böyle imkanları yoktur, ayrıca bunlara ihtiyacı da yoktur. Hiçbiri için yol gösterici tabelalar mevcut değildir. Hatta çoğu göç eden canlıya gideceği yeri tarif eden bir kılavuz da yoktur.

Yön bulmak için programlanmış canlılar:

Bir hayvan göç yolculuğuna başladığında insanlarınkinden değişik faktörler onun düzgün bir yol izlemesinde rol oynar. Göç eden her türün farklı bir yön bulma yöntemi vardır. Fakat genel olarak; kuşların Güneş’ten, yıldızlardan, Dünya’nın manyetik alanından, balıkların da nehirlerden gelen sudaki orijinal kimyasal kokulardan yararlandıklarını söyleyebiliriz.

Elbette bu faktörleri değerlendirmek ve elde edilen verilere göre sonuca ulaşmak uzmanlık gerektiren özelliklerdir. Yıldızları, Güneş’i veya nehir kimyasallarını kullanarak doğru yere ulaşabilmek birçok kişinin başaramayacağı bir iştir. Bununla ilgili olarak akla ilk aşamada cevaplanması gereken birçok soru gelir. Bunlardan birkaçı şöyledir:

- Bu hayvanlar kendileri için uygun olan üreme, beslenme, yaşama alanlarının bulundukları yere göre hangi yönde olduğunu nereden bilirler?
- Bir canlı daha dünyaya gelir gelmez hiç gitmediği, görmediği bir yerin kendisi için uygun yer olduğuna nasıl karar verir?
- Yıldızları ve Güneş’i yön bulmak için kullanabileceklerini nasıl keşfetmişlerdir?
- Onlara, bunları nasıl kullanacaklarını dünyaya gelir gelmez öğreten kimdir?
Bu sorulara verilen cevapların ortak noktası bunların hiçbirini hayvanların kendi akıl ve bilgileriyle yapamayacağıdır. Böyle bir yolculuk için hayvanların sahip oldukları bilgiler daha dünyaya gelmeden kendilerine verilmiştir. Söz konusu canlılar bu konuda adeta programlanmışlardır. O halde bunların programlayıcısı kimdir? Elbette onlara bu yetenekleri, onları yaratan ve yarattığı herşeyi en iyi bilen Allah ilham eder. Bunu hayali evrimsel gelişmelerle açıklamaya çalışmak her zaman sonuçsuz kalacak boşuna bir çabadır.
Örneğin yön bulmada Güneş’i kendilerine referans kabul eden karıncalar kendilerine verilen özellikler sayesinde yollarını şaşırmadan bulabilirler. Oysa Güneş saatte yaklaşık 15 derecelik bir açıyla hareket eder. Bu da Güneş’in referans olarak kullanımını zorlaştırır. Fakat bu küçük canlılar eve geri dönüşlerinde, kaç saattir dışarıda olduklarını ve Güneş’in ne kadarlık bir açıyla yer değiştirdiğini göz önüne alarak bulundukları yeri belirler ve yanılmadan yuvalarının yolunu bulurlar.
Balarıları da Güneş’in hareketini bilmelerini ve buna göre ayarlama yapabilmelerini sağlayan bir yetenekle donatılmışlardır.
Eğer bu arılar günün sonuna doğru güneydoğu istikametinde bir besin kaynağı bulmuşlarsa, sabah tekrar yola çıktıklarında Güneş’in o zamana kadarki konumundaki değişiklikleri hesaplar ve doğru yönde hareket ederek yine aynı besin kaynağına ulaşırlar. Onların doğdukları andan itibaren Güneş’i rehber edineceklerini bilmeleri, üstelik bir gök cisminin konumundan ve hareketindeki hesaplamalardan haberdar olmaları gerekmektedir. Bunları bilmeden yaşamlarını sürdüremez, türlerini devam ettiremezler.
Çöllerde hiçbir ayırt edici işaretin olmadığı çok büyük kum alanları vardır. Kum o kadar sıcak ve kurudur ki çoğu yerde ot veya çalılık büyümesi bile imkansızdır. Dolayısıyla, yön belirlemeye yarayacak hiçbir iz veya işaret yoktur. Kumun üzerinde var olan nadir izler rüzgar sebebiyle dakikalar içinde kaybolur, koku izleri ise kavrulur ve kızgın güneş nedeniyle kum tamamen kokusuz kalır. Bu zorlu şartların olduğu çöller Cataglyphis denilen karıncaların evidir. Yuvalarının yerin altında olması onları kertenkele ve böcekle beslenen kuşlardan korur. Sabah saatlerinde avcılar faaliyet halindeyken karıncalar yuvalarında kalırlar. Ancak öğle olmaya başlayınca o kadar sıcak olur ki kertenkeleler ve kuşlar gölgeliklere çekilirler.
Bu bir-iki saatlik zaman Cataglyphis ‘in rahatça yemek bulmaya çıkabileceği yegane fırsattır. Aniden yüzlercesi kumların içindeki küçük bir delikten dışarı fırlar ve sıcaktan etkilenmiş olan böcekleri bulmak için koşuşturmaya başlarlar. Her biri zig-zag çizerek koşarlar. Bir-iki saniyede bir durur, başlarını yukarı kaldırır ve tek ayak üzerinde yarım bir dönüş yaparak tekrar koşmaya başlarlar. Besin buldukları anda olabildiğince çabuk, sıcaktan etkilenmeden önce, yuvalarına geri dönmeleri gerekmektedir. Avını zigzag çizerek arayan bu karınca türü geri dönüş yolculuğunda tam tersine dümdüz bir güzergah üzerinde hareket eder. Kendisinden yaklaşık 150 m kadar uzakta olan yuva deliğine hızla koşar. Bu davranış son derece dikkat çekicidir. Çünkü bunun için karıncanın bir şekilde çıkış yolculuğunda koştuğu her aşamayı ölçmüş ve hatırında tutmuş olması gerekmektedir. Bu, başını her kaldırıp dönüşünü yaptığında, yeni belirlediği yönünü Güneş’in durumuna göre kaydetmesi demektir.
Bu da yaklaşık 15 dakika süren yolculuğu sırasında biriktirdiği bilgi ile, yuva deliğine yapacağı dönüş yolculuğunun tam mesafesini ve yönünü belirlemiş olması anlamına gelir. Güneş’e bakarak yön belirlemesi ve dönüş yolunu hesaplaması elbette ki bu minik canlının kendiliğinden bulduğu ve uyguladığı yöntemler değildir. Birçok insanın, aynı şartlar altında başarması imkansız olan bir işlemi bu karınca türünün her bireyinin istisnasız olarak büyük bir başarıyla gerçekleştirmesi Allah’ın ilhamıyladır.
Söz konusu canlılar bu yetenekleri zamanla öğrenmiş olamazlar. Çünkü birçok hayvan türü daha doğar doğmaz kendileri için en uygun olan yerlere doğru hiç şaşırmadan seyahat edebilirler. Örneğin yumurtalarından çıkar çıkmaz denize yönelmeleri gerektiğini bilip ona göre hareket eden deniz kaplumbağası yavrularının davranışları son derece hayranlık uyandırıcıdır. Yerin altındaki yuvalarından gece çıkan yavrular, beslenme alanlarına ulaşmak için denize doğru hareket ederler. Hiçbiri sahilde başka yerlere doğru hareket ederek yolunu kaybetmez, doğruca denize yönelir.

Çünkü gökteki yıldızlar ve Ay, denizi kara yönüne göre daha parlak yapmıştır. Deniz kaplumbağaları da, daha doğar doğmaz parlaklığa doğru gitmeye programlanmışlardır. Yumurtadan çıktıkları anda kendilerine yapmaları gerekeni öğreten kimse yoktur, buna rağmen son derece bilinçli bir şekilde hareket etmeleri onlara bunun henüz doğmadan önce öğretildiğini açıkça göstermektedir. Bu da söz konusu canlılara bu yeteneği verenin, onları Yaratan olduğunun kesin bir kanıtıdır.

Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Ödev Ödev