Türkiye’de Demokrasinin Tarihsel Gelişimi

Türkiye’de Demokrasinin Tarihsel Gelişimi
Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu
Asıl konuya geçmeden önce Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminin siyasal, sosyal ve ekonomik durumuna çok kısa değinmek istiyorum.
Osmanlı Devleti, 1838’de İngiltere ve Belçika ile yaptığı Serbest Ticaret Anlaşması ile Avrupa’nın açık pazarı haline geldi ve çöküş süreci başladı. Yine 1854 ve 1862 borçlanmaları, Tanzimat(1839) ve Islahat Ferman(1856)ları ile Osmanlı Devleti yarı sömürge haline getirildi. Gümrüklerini Avrupa ile belirlediği için de ipekli dokuma, el işçiliği ve atölye üretimine bağlı sanayiler ve madencilik çöktü(Aydoğan, 2006).
“Duyun-u Umumiye” borçlarını ödeyebilmek için çıkarılan“Yabancıların Gayri Menkul Edinmeleri” dair kanunla 1878’de, İzmir’deki tarım topraklarının tamamı 41 İngiliz tüccarın eline geçti(Kansu, 4.10.2004). Buna Batı Anadolu’da Rum, Yahudi ve Ermenilerin aldıkları da eklenince 5-6 bin km karelik bir toprak, yabancıların oldu(Özkaya, 2004). Sonuçta Sevr Anlaşması(1920) ile Osmanlı Devleti parçalanarak Anadolu, İngiliz, Fransız ve Yunanlılar tarafından işgal edildi. Atatürk’ün liderliğinde yapılan Kurtuluş Savaşı sonunda Anadolu’da T.C. Devleti kuruldu.

1923-1950 Kuruluş ve CHP’nin Tek Partili İktidar Dönemi
Osmanlı Devleti’nin son durumunu 1931 yılında İktisat Vekili Mustafa Şeref Bey şöyle değerlendirmiştir: “Bu memlekette bir zamanlar demiryolları, bankalar, ticaret, sanayi, milli şirketlerin hisse senetleri hatta en iyi tarlalar ve şehirlerdeki en iyi emlak, Türklerin değil yabancıların idi. Bu ülke tarihinde milli iktisat kavranamamıştı.Milli ekonomiden bahsetmek bir zamanlar bir suç, bir zamanlar da bir bilmeceden bahsetmek gibi bir şeydi”(Usiad, 26.11.2007:8-9).
İşte bu sebeple Atatürk, 1923’te “İzmir I.İktisat Kongresi”nin açılış konuşmasında “ekonomik bağımsızlık olmadan siyasal bağımsızlığın olamayacağı”nı söylemiştir(Aysan, 2000). 1923-1930 yılları arasında liberal ekonomi politikası uygulanmış fakat üretim düşmüş, ihracat ve ithalat büyük ölçüde azalmıştır. Bunun üzerine devlet ekonomiye girip her şeyi yapmaya başladı ve 1933-1937 yılları arasında sanayinin çeşitli alanlarında 11 KİT açıldı(Dikbaş, 2005). Hatta 1925 yılında Kayseri’de bir uçak fabrikası da kuruldu(Aydoğan, 2006) T.C., bu dönemde % 9 kalkınma hızını yakalamış, denk bütçe yapılarak dış ticaret açığı ortadan kaldırılmıştır(Boratav, 2006).
Sakarya Meydan Savaşı’nın kazanılmasından sonra Atatürk’e, “Bizim sistemimiz Amerikan demokrasisi mi, yoksa Sovyet Sosyalizmine mi benzeyecek?” diye sorarlar. Atatürk buna şu cevabı verir: “Biz ikisine de benzemeyiz, biz Türkiye’nin gerçeklerine benzeriz.”(Refiğ,2008).
Cumhuriyet döneminin ilk seçimleri 1923 yılında yapılmış ve II. T.B.M.M. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilanı ile birlikte çalışmalarına başlamıştır. 1924 yılında Anayasa hazırlanmıştır.İkinci seçim 1927’de üçüncü seçim 1931 yıllarında yapılmıştır(Öztekin,2001). Kadınlar, 1930’da belediye seçimlerine, 1933’te muhtar ve köy heyetine, 1934 anayasa değişikliği ile milletvekili seçme ve seçilme hakkına kavuştular. 1935’te yapılan milletvekili seçimlerinde meclise 18 kadın üye girdi(Ertuğrul,2008).
1930 yılında Türk Parası’nın Değerini Koruma Kanunu çıkarıldı(Ertuğrul, 2008). Öte yandan Atatürk, Merkez Bankası kurulması konusunda görüşlerini almak üzere Alman Merkez Bankacısı Dr. Schacht’ı ve yardımcısı Karl Müller’i ülkeye çağırır. Onların bankanın kurulmasını erken olduğunu söylemelerine rağmen Atatürk, 30 Haziran 1930’da Merkez Bankası’nı kurar(Aysan,2000).
Atatürk döneminde kurulan Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası(1924) ile Serbest Cumhuriyet Fırkası(1930)yöneticileri, liberal ekonomi taraftarı oldukları gibi Atatürk’ün yaptıklarından rahatsız olmuşlardı Sonuçta bu partiler kısa sürede kapandı(Aydoğan, 2006) ve çok partili hayat bu dönemde başarılı olamadı.
Dr.Cemil Koçak(2006), Atatürk’ün siyasi felsefesinin demokrasiye izin vermediğini öne sürerken Fransız siyaset bilimcisi Maurice Duverger(1986), şunları yazar: “….Her totaliter partide, tek parti haline gelme eğilimi vardır. Buna karşılık CHP, felsefesi ve yapısı bakımından gerçek anlamda totaliter değildir. Bu partinin başta gelen özelliği, demokratik ideolojiye sahip olmasıdır.”
1923-1938 yılları arasında Türkiye’deki sosyal ve ekonomik gelişmeleri şöyle özetleyebiliriz: 1924 yılında ilk bütçe hazırlandı, dış borç alınmadığı gibi Osmanlı’dan kalan Duyun-u Umumiye borçları ödendi ve kapitülasyonlara son verildi. Köylüye toprak, makine, tohumluk dağıtıldı.Yüksek Ziraat enstitüsü açıldı, Ziraat Bankası ile köylüye kredi verilmeye başlandı. Yeni demiryolları yapılırken yabancıların elindeki demiryolları bedelleri ödenerek kamulaştırıldı. Petrol, tuz, tütün, şeker, kibrit tekelleri devlet tekeli haline getirildi. Üretim ve tüketim kooperatifleri kuruldu. Dış ticaret devletleştirildi. Azınlıklardan oluşan tüccarlara ağır vergiler getirildi. Vatandaşları okur-yazar kılmak için millet mektepleri açıldı. Medeni kanun kabul edildi. Yeni Ticaret Yasası kabul edildi ve çağdaş ticari kurumlar kuruldu.

Tamamını indirmek İçin Tıklayınız

Türkiye’de Demokrasinin Tarihsel Gelişimi

Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Ödev Ödev nedir