IŞIK VE GÖLGE


IŞIK VE GÖLGE

IŞIK VE GÖLGE
Işığın etkisini gölge ile birlikte ele almak gerekir. Zira her ışık kaynağı, cisimler üzerinde gölge meydana getirir. Cisimlerin yüzeyindeki pürüzlülük, doku, muhtelif girintiler, çıkıntılar ve kavisler ışık kaynağının durumuna bağlı olarak farklı gölgeler meydana getirirler. Bu arada ışık yönünün de rolü büyüktür. Işık yönü değiştikçe gölgeler de yer değiştirir. Bu durum, tasar çalışmalarında doğal ya da yapay ışık kaynağının yerini ve türlerini dikkate almayı zorunlu kılar. Amaç, konuyu en iyi görünüş verecek biçimde ortaya koymak olduğuna göre, ışıktan en iyi şekilde yararlanılmalıdır.
Modeli ışıklandırdığımız zaman, modelin ışık kaynağına göre tam arkasında kalan bölümü en karanlık olan bölümüdür. Işıklandırılan obje, aynı zamanda üzerinde bulunduğu yüzeye de bir gölge düşürür. Bu ikinci gölgenin biçimi, düştüğü yüzey ya da yüzeylerin şekline göre değişebilir.
Bu gölgelerden ilki gerçek gölge olarak tanımlanır.
Objenin çevresindeki yüzey ya da yüzeylere yansıyan ikinci gölge ise düşen gölge olarak tanımlanır.
Model çizgi ile tespit edildikten sonra işlenişi ışık-gölge ile sağlanır. Böylece modelin hacim ve derinliği daha belirgin hale gelir.
Işık kaynakları güneş, ay ve suni aydınlatma vasıtalarıdır. Işık kaynağı, eşyanın her tarafını aynı derecede aydınlatmaz. Işık ve gölge arasında kalan kısımlar eşyanın esas rengini verir. Işığın aydınlatma derecesine genel olarak “tan” denir. Objeler iki tür ışıkla aydınlanır: güneş, ay doğal, yapay (artificielles) lamba, mum gibi. Işık, objelere üç biçimde vurur: Direkt, yansıyarak veya yaygın olarak.
Bir kaynaktan aydınlatılan varlıkların ışık ve gölge durumunu incelediğimizde başlıca dört değer görürüz.
1. Işıklı kısım (Açık Ton) : Işığın eşya üzerine doğrudan doğruya geldiği en aydınlık kısım. Bu kısım fazla ışık aldığı için ve yansımalarında etkisinde kaldığından eşyanın öz rengini vermez.
2. Öz-Ton: Işığın eğik olarak geldiği, yansımaların ve parlamaların olmadığı kısımdır. Burada eşyanın asıl rengi bellidir. Yuvarlık cisimlerde bu bölge ışıklı kısımla öz-gölge arasında bir geçiş yaptığı için bu anlama uygun olarak pasaj da denir.
3. Öz Gölge (Koyu Ton) : Eşyanın ışık olmayan, bu nedenle de en koyu olan kısmıdır.
4. Düşen Gölge: Eşyanın fona ya da zemine düşen gölgesidir. Genellikle o eşyanın biçimini yansıtır.
REFLE: Eşya üzerindeki ışığın yansıması ile başka yüzeyler üzerinde meydana gelen aydınlatmaya denir. Örneğin; Yeşil kumaştan yapılmış bir fon üzerinde duran limona gelen ışığın yansıması, yeşil fonda sarımtırak bir aks bırakır.
Görme olayının ve görsel idrakin temelini ışık, göz ve beyin teşkil etmektedir. Bunlardan birinin noksanlığı bu idrakın meydana gelmesini mümkün kılmaz. Bunlardan göz ve beyin sabit olduğu halde, ışık değişken bir öğedir. Çünkü ışığın şiddeti, eğimi ve rengi daima değişebilir. Bu değişme yüzünden cisimlerin ve yapıların görünüşlerinde farklılıklar doğar. Farklı ışık şiddetinde ve farklı renkte ışıklar altında modeli çizmek sanatçıya zorluk çıkarabilir.
MODERN RESİMDE IŞIK VE GÖLGE
Emprestyonistlerin zaferi sanatçılara ışık ve rengin kullanımında yen ibir özgürlük getirdi. On dokuzuncu yüzyıl sonunda Post-Empresyonist ressamlardan Maurice Denis “Bir resim, gerçekten bir manzara ya da bir savaş değildir, o belli bir düzenle birleştirilen renklerle kaplanmış düz bir yüzeydir” dedi ve bunun ardından ressamların parolası “Renk, form, ışık ve gölgelerin kullanımında sınırsız özgürlük” oldu.
Yirminci yüzyılın başlarında Fovist ressamlardan Vlaminck; renkleri sert bir şekilde kullandı, yoğun kontrastlar yaratarak kaba, göz kamaştırıcı bir ışık etkisi elde etti. Vlaminck güçlü ve primitif duyguları dışa vurmayı seven bir sanatçıydı.
1907 yılında Pablo Picasso Kübizmi yarattı. Fovistlerin renkle gerçekleştirdiklerini kübistler formla ortaya koydular. Objeler yüzeylerine ayrıştırıldı. Bu yüzeyler açılarak tuval üstündeki alanın tümünün kaplanması sağlandı. Braque iç içe geçmiş balık pullarını andıran düz yüzeylerden oluşan resimler çizdi ve ışık olarak doğadaki ışık yerine sanki bir çiçek dürbününün ışık cümbüşünü kullandı. Aynı durum hareketli bir biçimde birbirine tutturulmuş metal levhalardan oluşan robotları andıran figürler çizen Duchamp için de geçerlidir.
Bu yüzyılda resim sanatı doğadan bağımsız, kendi kurallarını uygulayan, kendi ışık ve gölgelerini yaratan bir disiplin olmuştur.

IŞIK VE GÖLGE Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

 Son Yazılar FriendFeed
reklam
Smart Backlink
reklam
reklam

Son Yorumlar

Ödev Ödev