Hasan boğuldu

Hasan boğuldu

Hasan her gün ki gibi karpuz satmak için pazara iniyordu. Tezgahını kurup satışa başladı. Oba’da yaşayan Zeynep’te pazara iniyordu. Zeynep karpuzcunun yanına gelince Hasan’ın dili tutuldu kalbi hızla atmaya başladı.

- Bana şuradan iyisinden bi karpuz verir misin?
- (Kekeleyerek) tamam.
- Al bakalım bir tanede benden olsun.
- Hayır param kalmadı. Ayrıca kabul edemem.
- Bu hediyem olsun.
- Hayır.
- O zaman parasını sonra verirsin.
- Tamam. (Der heybesine koyar)
- Bu karpuzları götürebilecek misin? Eğer istersen arabamla götüreyim.
- Hayır. Unutma ben Oba’lıyım.
- Peki yarın gelir misin?
- Belli olmaz belki gelirim.

O gün ve akşam hep Zeynep’i düşündü. Yarın olunca Zeynep yine geldi, buluştular. Artık her gün Hasan ile Zeynep buluşuyorlardı. Bir gün Hasan annesine bir kıza sevdalandığını ve onunla evlenmek istediğini söyledi. Annesi memnun oldu. “Peki oğul senin dediğin olsun” dedi. Hasan’ın annesi nereli bu kız dediğinde annesi tereddüte düşer. Çünkü Oba’lılar köylülere kız veya erkek vermezler. Bizde Oba’lılara vermeyiz dedi. Hasan şaşırdı. Yarın olunca Zeynep’le tekrardan buluştular. Zeynep daha ailesine söylememişti. Hasan olanları anlatınca Zeynep çok üzüldü o gün Hasan’a kırmızı bir eşarp verdi. Hasan bunu hiç çıkarmadı.

Bir gün sofrada yemek yenirken, Zeynep konuyu açtı. Hasan ile ilişkisini anlattı; herkez şok oldu. Zeynep’in babası sofradan kalktı ve dışarı çıktı, uzun uzun düşündü. Sonunda Oba’nın büyüğüne gitmeye karar verdi. Zeynep’in babası olanları anlattı. Oba’nın büyüğü Obalıları toplasın, orada karar alalım.

Acele ile Obalılar toplandı. Oba’nın büyüğü kızım herkezin önünde derdini söyle der. Zeynep olanları anlatır. Herkez alay eder. Çünkü kız köyde yapamaz erkekte Oba’nın şartlarına dayanamaz. Ziyan olur. Zeynep Oba’nın büyüğüne ben o’nu sınavdan geçirtmek istiyorum, eğer sınavı geçerse hemen evleneceğiz dedi. Hiç kimse karşı çıkmadı. Yarın olunca Zeynep o’na nasıl olanları anlatacaktı. Onu düşünüyordu. O gece hiç uyuyamadı. Sabah olunca hasan ile Zeynep aynı yerde buluştular. Hasan Zeynep’i beklerken aşağıdan yukarıya sırtında çuval ile Zeynep göründü. Hasan o’na yardım etti. Zeynep Hasan’a sana bir şey demek istiyorum sen bu çuvalı yüksek obaya kadar götüreceksin. Fakat hiç dinlenmeyeceksin. Hasan hiç tereddüt etmeden kabul etti. Bunun içinde 40 parça ıslak tuz var dedi. Hasan çuvalı aldı götürüyordu öğlen oldu Hasan’ın sırtında ıslak çuval hâlâ gidiyordu. Vakit öğleni geçti artık dayanamadı. Zeynep çok yoruldum artık yeter bana eziyet etme ya sen bana gel ya da ben sana deleyim. Hayır o zaman çuvalı bırak git. Hasan çuvalı götürmeye karar verdi tuz eriyordu. Sırtı yandı, dağları geçtiler, dereleri aştılar fakat hala yüksek obaya ulaşamadılar. Hasan artık dayanamadı, Zeynep’e, yeter artık bana eziyet etme sırtım yanıyor dedi. Zeynep arkasına bakmadan gitti. Vakit gece yarısı oldu. Zeynep Hasan’ı bekliyor, gelmeyince bakmaya gitti. Bıraktığı yerde bulamadı. Sabah oluncaya kadar aradı. Sonunda Hasan’ın evine bakar, orada bulamaz. Sonunda dere kenarına bakarken kırmızı eşarbı bulur. Ama umudunu kaybetmez. 1 ay boyunca dağda gezer artık umudu kalmaz. Ve öldüğünü anlar. Kendini dere kenarındaki yaşlı bir ağaca asar. Ama ruhları birleşir.

Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Ödev Ödev